
Dünyayı gezmek için gerçekten çok para gerekiyor mu?
Bence çoğu zaman mesele ne kadar kazandığın değil, seyahat bütçeni nasıl kullandığın.
Uçak bileti, otel, ulaşım, yeme-içme derken seyahat masrafları göz korkutabiliyor. Ama birkaç doğru tercihle aynı şehri çok daha uygun bir bütçeyle gezmek mümkün.
Ben seyahat planlarken özellikle şu 5 kuralı aklımda tutuyorum. Çünkü ucuza seyahat etmek, seyahatten kısmak değil; paranı doğru yere harcamak.
1. Uçak biletinde tarihlere değil, fırsatlara bak!
Seyahat bütçesinin en büyük kalemlerinden biri uçak bileti.
Bu yüzden “Şu tarihte gitmeliyim.” demek yerine, mümkünse “Hangi tarihte daha uygun fiyata gidebilirim?” diye düşün.
Özellikle hafta içi uçuşlarını, farklı havalimanlarını ve aktarmalı seçenekleri karşılaştır.
Ama sadece biletin ilk fiyatına bakma.
Bagaj, koltuk seçimi, havalimanı transferi ve şehir merkezine ulaşım gibi ek masrafları da hesaba kat.
Çünkü bazen ucuz görünen bir bilet, tüm ek ücretler eklendiğinde o kadar da ucuz olmayabiliyor.
Küçük bir tarih değişikliği bile seyahat bütçende büyük fark yaratabilir.
* Tabii bu durum maalesef her zaman uygulanabilir değil. Biz de seyahatlerimizi hafta sonu ve bazı resmi tatillere uydurmak zorunda kalıyoruz çoğu zaman. Böyle bir mecburiyetiniz olduğunda da tatilinizin net günlerini aylar öncesinden belirleyip kampanyaları takip ederek bilet alabilirsiniz. (Burada aylar öncesinden kastımız gerçekten aylar öncesi, mesela bi’ 7-8 ay gibi düşünün.)
2. Otel seçerken merkeze değil, ulaşıma bak!
Konaklama konusunda en sık yapılan hata, sadece “Merkeze yakın mı?” diye bakmak.
Oysa merkezin biraz dışında ama toplu taşımaya yakın bir otel, çok daha uygun fiyatlı olabilir.
Ben otel seçerken şu üçlüye birlikte bakmayı öneriyorum:
Konaklama fiyatı + ulaşım kolaylığı + merkeze ulaşım süresi
Örneğin metro durağına birkaç dakika mesafede bir otel, merkezdeki daha pahalı bir otelden çok daha mantıklı olabilir.
Buradaki püf nokta şu:
Ucuz otel değil, toplamda daha az masraf çıkaran otel.
Çünkü konaklamadan tasarruf edip her gün taksi kullanmak, yaptığın tasarrufu kısa sürede ortadan kaldırabilir.
Örneğin Amsterdam seyahatimizde merkezdeki otelleri incelediğimizde hem daha pahalı hem daha gürültülü hem de hijyenik açıdan sıkıntılı olabileceği sonucuna ulaşmıştık. Sonuç olarak merkeze 15 dakika uzaklıkta bir otel seçtik. Otelimizin hemen önünden tramvay geçiyordu. Hesaplarımıza göre merkezdeki otelden daha uyguna geldiğini gördük ve tercihimizi buradan yana kullandık. Seyahatimizin sonunda biz mutluyduk ve “görev tamamlanmıştı.” 🙂
3. Her öğünü restoranda yemek zorunda değilsin.
Seyahat ederken yerel yemekleri denemek benim için de gezinin en keyifli bölümlerinden biri.
Ama her öğünü restoranda yemek, seyahat bütçesini ciddi şekilde artırabiliyor.
Bunun yerine gün içinde bütçeyi dengeleyebilirsin.
Örneğin kahvaltıyı yerel bir fırında veya marketten aldıklarınla yapıp öğle yemeğinde sokak lezzetlerini deneyebilir, akşam ise gerçekten merak ettiğin bir restorana bütçe ayırabilirsin.
* Biz genelde 4 günlük tatilin bir akşamını fiyatına bakmadan en çok istediğimiz yerde yiyoruz. Genelde bir şehrin sokak lezzetlerini tatmayı çok sevdiğimiz için gezinin büyük bölümü bunları deneyimleyerek geçiyor. Çok tavsiye edilen restoranlarda da orada tavsiye edilen lezzetleri deneyimlemek için tek porsiyon çift servis alıp bölüşüyoruz.
Bir de turistik meydanlardaki restoranların birkaç sokak arkasına bak.
Bazen aynı şehrin çok daha uygun fiyatlı ve yerel seçeneklerini birkaç dakika uzaklıkta bulabilirsin.
Ve küçük ama etkili bir detay:
Yanında su taşımak.
Özellikle Avrupa şehirlerinde gün boyunca tekrar tekrar su almak, birkaç günün sonunda tahmin ettiğinden daha fazla harcamaya dönüşebiliyor. Tam bu noktada tükettikçe katlanabilen su mataralarının iyi bir işlev gördüğünü hatırlatalım.
4. Şehri yürüyerek keşfet
Bunun hem bütçeye hem de seyahatin kendisine çok büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.
Çünkü yürümek sadece ücretsiz değil; aynı zamanda şehri gerçekten keşfetmenin en güzel yollarından biri.
Ara sokaklara giriyorsun, küçük meydanlarla karşılaşıyorsun, hiç planlamadığın bir kafeyi keşfediyorsun. Esas sürpriz de burada başlıyor zaten. Bir anda kendini hiç ummadığın bir yapının içinde, bir denizin kenarında, sanatla donatılmış bir binanın önünde bulabiliyorsun.
Bir detay daha; gitmeden önce harita üzerinde görmek istediğin yerleri işaretle. Eğer birbirine yakın noktaları aynı güne toplarsan hem daha az ulaşım kullanırsın hem de zamanını daha iyi değerlendirirsin.
Ama burada da kendini zorlamana gerek yok.
Yürüyüş + toplu taşıma kombinasyonu çoğu şehirde hem ekonomik hem de oldukça pratik. Gezeceğin şehir Roma gibi her köşesinden sanat fışkıran bir şehir değilse genelde bu kombinasyon günü her zaman kurtarır. Ancak bazı şehirleri de güzelliklerinden mahrum kalmamak adına bıkmadan usanmadan adımlamak gerekiyor.
5. Her şeyi görmek zorunda değilsin
Bence düşük bütçeli seyahatin en önemli kuralı bu.
Bir şehre gittiğinde bütün müzelere girmek, bütün turistik noktaları görmek ve herkesin önerdiği her restorana gitmek zorunda değilsin.
Seyahat öncesinde kendine üç liste yap:
Mutlaka görmek istediklerim
Senin için gerçekten önemli olan yerler.
Vaktim ve bütçem kalırsa
Olursa güzel olacak deneyimler.
Bu seyahatte pas geçebilirim
Sadece popüler olduğu için listene eklediklerin.
Böyle yaptığında hem bütçeni hem de zamanını kontrol etmek çok daha kolay oluyor.
Çünkü seyahatten eve dönerken önemli olan kaç yer gördüğün değil, gördüğün yerlerden ne kadar keyif aldığın. Müzeler bölgesine gidiyorum diye tüm müzeleri gezmeye çalışırsan hem işin büyüsünü bozarsın hem de Her şeyden biraz mantığı ile tam olarak tatmin olamadan günü tamamlarsın. Bunun gibi her meşhur restorana mutlaka girmeliyim dersen hem çok fazla yiyeceğin için işin tadı kaçar hem de gün sonunda “Nerede, hangisini yemiştim?” veya “O yiyeceğin tadı nasıldı, karıştırdım?” gibi verimsiz sonuçlarla baş başa kalabilirsin.
Seyahat bütçesini biraz daha düşürmek için 7 küçük öneri
Büyük tasarrufların yanında şu küçük detaylar da işine yarayabilir:
- Uçak bileti almadan önce farklı tarihleri karşılaştır.
- Havalimanından şehir merkezine toplu taşıma seçeneğini mutlaka kontrol et.
- Konaklama seçerken metro ve tramvay duraklarına yakınlığına bak.
- Şehir kartlarının gerçekten avantajlı olup olmadığını hesapla.
- Ücretsiz müze günlerini ve ücretsiz gezilebilen noktaları araştır.
- Günlük bir harcama limiti belirle.
- Seyahat öncesinde “Bu gerçekten gerekli mi?” diye sor.
Sonuç: Daha az harcayarak daha çok gezmek mümkün
Düşük bütçeyle seyahat etmek, konfordan tamamen vazgeçmek veya sürekli hesap yapmak anlamına gelmiyor.
Asıl mesele önceliklerini belirlemek.
Benim için güzel bir seyahat; en pahalı otelde kalmak ya da her popüler restorana gitmek değil. Benim için güzel bir seyahat yeni bir şehrin sokaklarında kaybolmak, hiç beklemediğim bir köşeyi keşfetmek, güzel bir kahve içmek ve eve dönerken “iyi ki gelmişim” diyebilmek.
Bu yüzden bir sonraki seyahatinde bütçeni artırmayı değil, bütçeni daha akıllı kullanmayı dene. Çünkü dünyayı gezmek için her şeyi karşılayacak kadar zengin olmayı beklemene gerek yok. Bazen sadece daha akıllı planlamak yeterli.
“Seyahat için yaptığın yatırım; kendin için yaptığın en iyi yatırımdır.” – Matthew Karsten




Bir yanıt yazın